1 Mayıs 2026: Statükoculuk Yenildi, Devrimci Arayış ve Taksim İradesi Kazandı!

04.05.2026

2026 yılının 1 Mayıs’ını geride bıraktık. Bu 1 Mayıs’ta Türkiye’nin birçok ilinde on binlerce emekçi, hak ve eşitlik talepleriyle alanlarda yerini aldı. 1 Mayıs, bir eylem günü olarak bir kez daha işçi sınıfının devrimci mücadelesinin büyütülmesinin zemini oldu.

Geçtiğimiz yıl 19 Mart Direnişi’nde ortaya çıkan devrimci enerjiyi daha da güçlendirmek amacıyla, İstanbul’da Taksim hedefi 1 Mayıs tartışmalarının merkezinde yer almıştı. Bu yıl ise Taksim hedefi, geçtiğimiz yıl ortaya konan birleşik ve örgütlü iradenin de bir sonucu olarak, daha fazla örgüt ve mücadeleci sendikanın sahiplendiği; daha kalabalık, planlı ve kazanımla sonuçlanan bir örgütlenmeye dönüştü.

2026 1 Mayıs’ı, 2025 yılından daha ileri bir noktada;

  1. “Taksim çizgisi”nin çok daha net bir duruşla ortaya konduğu geniş bir örgütlenmeyle hayata geçirildi. 1 Mayıs’ın nerede kutlanması gerektiği tartışmasından ziyade, Türkiye’deki mevcut iktidara ve kapitalist düzenin artan sömürüsüne karşı kararlı ve sert bir direniş anlamına gelen Taksim talebinin nasıl daha güçlü örgütleneceği birinci planda oldu.
  2. 2025 1 Mayıs’ında Taksim iradesinin parçası olan sosyalist örgüt ve mücadeleci sendikaların dışında, geçtiğimiz yıl Kadıköy mitingine katılan bazı örgütler de bu yıl Taksim iradesini sahiplendi.
  3. Bu yıl Taksim İnisiyatifi ve onunla eşgüdümlü olan partiler ve örgütlenmeler çok daha planlı, kolektif ve başarılı bir koordinasyonla hareket etti. Bu birliktelik, yüzlerce gözaltıya rağmen devletin geri adım atmasını sağlayarak binlerce kişinin Mecidiyeköy Meydanı’nda bir araya gelmesinin ve işçilerin sözünün meydanda yankılanmasının önünü açtı.

İstanbul’da 1 Mayıs’ta Taksim eyleminin dışında ve Taksim çağrılarına karşı olan iki miting daha yapıldı. Birincisi, işçi sınıfını temsil etme gücünü giderek kaybeden ve bürokratikleşen statükocu sendikalar ile Taksim kararlılığı gösteremeyerek sarı sendikaların peşine takılan sosyalist örgütlerin gerçekleştirdiği, sıradan ve etkisiz, yalnızca örgütlerin mevcut statükolarını korumaya hizmet eden Kadıköy mitingiydi. İkincisi ise Kartal’da düzenlenen; politik olarak ulusalcı, örgütsel olarak ayrıştırıcı ve dar örgütçü olan, “solda rekabeti dışlamak” ve “kitlesellik” gibi demagojilere rağmen etkisiz ve cılız kalan Kartal mitingiydi.

Kibirli Dar Örgütçülüğün ve Statükocu Sendikacılığın 1 Mayıs’ı

Kadıköy ve Kartal mitingleri, hem emekçilerin ve devrimcilerin katılımı hem de gündem oluşturma açısından Taksim arayışının gerisinde kaldı. Taksim 1 Mayısı ise uzun yıllar sonra başarılı bir biçimde; sosyalizme yüzü dönük kitleleri heyecanlandıran, kürsü kurulabilen, yani politik sözümüzün açıkça ifade edildiği bir zemin yarattı. Aynı zamanda sol harekete dayatılan kibirli dar örgütçülüğü ve sarı sendikacılığı mahkûm edecek bir özgüvenle hayata geçirildi.

Böylece Taksim hedefinin, önümüzdeki yıllarda çok daha gerçekçi, motivasyonu yüksek ve daha örgütlü bir şekilde hayata geçirilebilmesinin yolu da açılmış oldu.

“Dörtlü” olarak bilinen ve henüz geçtiğimiz haftalarda Doruk Madencilik işçilerinin direnişiyle ilgili tek söz söylemeyen DİSK’in öncülük ettiği; KESK, TMMOB ve TTB’nin ise onaylayan çağrılarıyla örgütlenen Kadıköy mitingi, “kitlesellik” gerekçesiyle Taksim’den kaçılmasına rağmen kitleselleşemeden ve Türkiye’nin ilk kitlesel 1 Mayıs’ı olan 1976’nın 50. yılında, faşist iktidarın valisinden teşekkür alınarak tamamlandı.

Bir diğer teşekkür ise Kartal’da yeni bir örneğini gördüğümüz; kendisini sol mücadelenin dışına çıkaran dar örgütçü ve ayrıştırıcı TKP mitingineydi.

2026 1 Mayıs’ı, mücadeleci işçilerin sarı sendikacılığa ve devrimci bir iradeden korkan ulusalcı anlayışlara sırtını döndüğü bir eylem olarak tarihte yerini aldı.

Kadıköy ve Kartal’ın ortak gerekçesi olan “kitlesellik” söylemi, bu gerekçenin sahiplerinin on binleri bir araya getirebilen 1 Mayısları örgütleyemediği gerçeği de göz önüne alındığında, Taksim talebinin kitleselliğinin gerisinde kaldı. “Kitlesellik” bahanesinin ardına sığınan dar örgütçü anlayış ve statükocu sendikal çizgi, ya devletle kurduğu ilişkide ya da örgüt içi konsolidasyonu önceleyen kapalı siyasetinde ısrarcı olmaya devam ettiği müddetçe 1 Mayıs’ın devrimci mirası giderek silikleşiyor. Kitlesel bir devrimci örgütlenmenin bu iki çizginin herhangi birinden hareketle büyütülmesi ise mümkün değildir.

1 Mayıs’ın silikleşmesi, yalnızca bir günün anlamını yitirmesi anlamına gelmiyor. Devrimci ve yasak tanımayan mücadeleci bir çizgi, kapitalist iktidarın solu toplumdan ve siyasetten tasfiye etmek, bununla birlikte toplumda hak arama direncini kırarak emekçileri teslim almak için yaptığı saldırılara karşı da verilecek tek cevaptır. Kazanım elde etmeye odaklanmadan kendi statükosunu devam ettirmeye dayalı siyasi veya sendikal bir anlayışın sonucu, emekçilerin tamamen teslim alınması ve faşist iktidarın kendi kurumsallaşmasını tamamlaması olacaktır.

Bugün ihtiyacımız olan asgari irade, Taksim 1 Mayıs’ı için verilen mücadelede görüldüğü gibi, düzenin saldırılarına karşı saldırıyla ve yasak tanımayan ısrarlı bir mücadeleyle cevap veren devrimci bir siyasi çizgi olmalıdır. Bu hattın kitleselleşmesi ve siyasette bağımsız bir odak olarak kendini kurması mümkündür ve mümkün olan gerçek hâle getirilmelidir. İktidarın faşist saldırıları karşısında 19 Mart’ta da görüldüğü gibi yükselen toplumsal direncin büyütülmesi gerekmektedir. Bu gerekliliğin getirdiği somut hedeflerden biri, Gezi Direnişi sonrasında halka kapatılan Taksim Meydanı’nın geri alınacağı bir mücadeleyi örgütlemektir.

Devrimci ve Kitlesel 1 Mayıs İçin Taksim İradesi

Taksim iradesi, geçtiğimiz yıl yapılan yoğun meydan tartışmalarında, Kızıl Parti’nin etkin bir şekilde öncülük ettiği siyasi müdahaleyle birlikte 1 Mayıs Taksim Komitesi’nin kurulmasıyla güçlenmiş, kolektif bir örgütlülük hayata geçirilmiştir. Geçtiğimiz yıl Taksim 1 Mayıs’ı, siyasi etkisi açısından başarılı fakat eylem örgütlenmesi açısından başarısız geçmiş ve kitlesel bir buluşma gerçekleştirilememiş olsa da 1 Mayıs’ın belirleyeni olmuştur.

Taksim Komitesi’nin kararlılığı ve direnci, 2025’te Kadıköy’e çağrı yapan örgütlerin bu yıl Taksim’e çağrı yapmasına yol açan bir değişimi ortaya çıkarmış ve 2026’da 1 Mayıs, güçlü ve etkili bir Taksim eylemiyle başarılı bir şekilde örgütlenmiştir. Çünkü devrimciler vazgeçmez, diz çökmez ve düşmanın ağır saldırıları karşısında statükoya teslim olmaz. Devrimci siyaset, halkın devrimci enerjisini daha ileriye taşıma hedefiyle, önüne konulan engellere karşı çözüm üreterek ve bu çözümü kararlı biçimde hayata geçirerek inşa edilir ve kazanır!

Devrimci bir 1 Mayıs, 1977 Katliamı’nın 50. yılı olan 2027’de de ancak Taksim iradesinin büyütülmesiyle mümkün olacaktır. Taksim iradesi ise yalnızca 1 Mayıs’la sınırlanamaz. Kibirli dar örgütçülüğü ve düzenli yüksek maaş ile milletvekilliği peşinde koşan statükocu sarı sendikacılığı alt edecek kitlesel ve devrimci bir hattın büyütülmesi adına Taksim iradesinin ortak aklı ve başarılı koordinasyonu yol göstericidir. Bu iradeyle hem devrimci hem kitlesel 1 Mayısları büyütecek, Taksim Meydanı’na kızıl bayrağımızı yüz binlerce işçiyle birlikte dikeceğiz.

Taksim 1 Mayıs’ının önemli farklarından biri de diğer iki mitingin aksine valilikten teşekkür almamış olmasıdır. Teşekkür, faşizmle savaşma gücünden yoksun olanlara, düşmana karşı dik bir duruş göstermekten ve bedel ödemekten kaçınanlara kalsın. Devrimci bir komünist çizgi, 1 Mayıs 2026’da görüldüğü gibi ısrarlı bir mücadeleyle büyümeye devam edecektir.

Yaşasın kızıl 1 Mayıslar!

KIZIL PARTİ MERKEZ KOMİTESİ

https://www.kizilparti.org.tr/wp-content/uploads/2025/05/Beyaz-logo-160x160.png

Bizi takip et:

İletişim

Hacı Bayram Mah. Sanayi Cad. Alsan Çarşısı 10/36, Altındağ/Ankara