1 Mayıs’ta Neden Taksim’de Olmalıyız?

13.04.2026

1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası devrimci mücadelesini, onun dünyayı değiştirecek bir güç olarak meydanlara çıkışını görünür kılan bir gün. Bu sebeple sermaye sınıfı, 1 Mayısları ehlileştirmeye ve kendi belirlediği sınırlara hapsetmeye çalışır. Türkiye’de de 1 Mayıs, 77 1 Mayıs’ında kontrgerilla eliyle gerçekleştirilen katliamın ve günümüzde işçi sınıfının önüne konan meydan yasaklarının da gösterdiği üzere, sermaye iktidarının baskıcı yöntemleriyle kent merkezi dışında kalan meydanlara hapsedilmeye, emekçilerin ortak bir iradeyle seslerini tüm topluma ulaştırmalarının önüne geçilmeye çalışılıyor. 1 Mayıs’ta meydan yasaklarına karşı bir iradeyi ortaya koymak ve bunu örgütlemek, tam olarak böyle bir denklemde devrimci bir iradeyi ortaya koyacak bir ilk adımdır.

1 Mayıs’a Giderken

2026 yılında 1 Mayıs’a giderken, bölgemizi merkez alan savaşlar büyüyor, halklar emperyalistler tarafından soykırım ve “medeniyeti yok edecek” yıkım tehditleriyle karşı karşıya bırakılıyor. ABD ile birlikte Siyonist İsrail’in bölge planları İran’a saldırıda başı çekerken, Lübnan’da her gün onlarca kişi savaş suçu sayılması gereken saldırılarla öldürülüyor. 1 Mayıs’ta işçi sınıfının ve devrimcilerin halklar arası dayanışmayı örecek bir mücadeleyi yükseltmesi, bu dönemde yakıcı bir öneme sahip.

Önleyemediğimiz takdirde savaşlar, emekçileri ölüme gönderirken, aynı zamanda kalanları da sefalete sürüklüyor. Egemen veya emperyalist ulusların emekçileri, kendi uluslarının sermaye sınıfı savaşlar üzerinden zenginliklerine zenginlik katarken sefalete sürükleniyor. Türkiye’de de çok yakıcı biçimde yaşadığımız durumda, en temel yaşamsal ihtiyaçlar dahi artık ancak gündelik bir mücadelenin konusudur. Emekçiler, özellikle genç emekçiler, ülke fark etmeksizin geçinemiyor, geleceksizlikle karşı karşıya bırakılıyor. Bu kıskaçta aynı zamanda kadınların ve çocukların payına daha fazla sömürü düşüyor.

1 Mayıs’ta Taksim Neden Meşru Bir Talep?

1 Mayıslar, Türkiye’de uzun bir süredir kitlesellik-militanlık ikilemine sıkışmış durumda. 1 Mayıs’ın kitlesel katılımla örgütlenmesi esas olarak ne kadar önemli olsa da düzenin yasaklamaları ve saldırıları karşısında sendikal bürokrasinin başını çektiği ve birçok sosyalist partinin de eklemlendiği çizgi, “kitlesellik” zırhının arkasına sığınarak 1 Mayıs’ın tarihsel hafızasını yok sayıyor. Bu çizgi, 1 Mayıs hafızasının en önemli mekânı olan Taksim Meydanı’nı şu an için gerçekçi bir hedef olarak görmeyi reddederken, alternatif olarak gösterdikleri meydanlarda dinamik ve milyonları içine alan 1 Mayısları da örgütleyemiyor. Bu şekilde, aslında 1 Mayıslar giderek bir takvim gününden farksız hâle gelmiş ve emekçileri, gençleri, kadınları heyecanlandıracak, mücadeleye çağıracak bir içerikten yoksun durumda.

Taksim iradesi olarak gösterilen ise, militan ancak küçük sosyalist grup ve örgütlerin etkisiz eylemlerine sıkışmış hâlde. Bu durumda da Taksim, kitlelerden kopuk, öncü militan devrimcilerin uğruna mücadele ettiği, gözaltına alındığı, belki tutuklandığı bir meydan olarak görülüyor. Kitlesel bir örgütlenmeden uzak bir Taksim iradesi, barikatları aşıp Taksim Meydanı’na ulaşamadığı gibi, aynı zamanda da 1 Mayıs’ın politik örgütlenmesini geri plana atıyor, yalnızca bir meydan tartışmasını ön plana çıkarıyor.

1 Mayıs’ta Taksim Meydanı, her şeyden önce politik bir taleptir. Bu meşru talep, 77 1 Mayıs’ında katledilen devrimcilerin, işçi sınıfının sesini kent meydanlarına taşımak için mücadele eden emekçilerin, devrimcilerin ve demokratların yarattığı mücadele mirasının bir parçasıdır. Bu talep, aynı zamanda emekçilerin hem kentin hem de politikanın merkezinde, kendi sesi ve sözüyle bulunmasına yönelik bir ısrardır. Bu yüzden, düzenin bizi sıkıştırdığı ve giderek daralan sınırlara hapsolmamalı, emekçileri kent meydanlarına taşıyacak bir iradeyi göstermeliyiz. Çünkü devrimci olan, bunu gerektiriyor.

1 Mayıs’ta Taksim iradesi, kitlesellikten kaçan, tartışmayı yalnızca bir meydan çevresinde yürütmeyen bir çizgide örgütlenmelidir. Emperyalist barbarlığın ve kapitalist çürümenin yarattığı savaşlara ve sefalete karşı işçi sınıfının politik iradesini ilmek ilmek örgütlemek devrimcilerin sorumluluğundadır. Bu sorumlulukla, dünyada eşitliği ve barışı sağlayacak yegâne güç olan emeğin iktidar mücadelesini büyütmek, devrimci olanı ayağa kaldırmak için 1 Mayıs’ta Taksim diyoruz. DİSK, KESK gibi devrimcilerle büyümüş sendikal odakları ve “kitlesellik” zırhının ardına saklanıp devrimci bir iradeyi büyütemeyen sosyalist parti ve örgütleri de işçi sınıfının devrimci iradesini büyütmeye, hep birlikte hem kitlesel hem devrimci bir 1 Mayıs’ı Taksim’de örgütlemeye davet ediyoruz.

Emperyalist barbarlığa ve yoksulluğa karşı 1 Mayıs’ta Taksim’e!

KIZIL PARTİ MERKEZ KOMİTESİ

https://www.kizilparti.org.tr/wp-content/uploads/2025/05/Beyaz-logo-160x160.png

Bizi takip et:

İletişim

Hacı Bayram Mah. Sanayi Cad. Alsan Çarşısı 10/36, Altındağ/Ankara