Süleymancılara ve Furkan Vakfı’na yönelik operasyonlar sonucunda, iki İslamcı yapılanmadan onlarca kişi gözaltına alındı ve 60’ın üzerinde kişi tutuklandı. 25 yıllık iktidarını İslamcı örgütlerin desteğiyle pekiştiren AKP iktidarının giriştiği bu operasyonlar, kendisinin doğrudan kontrol edemediği bu örgütlerin dolaysız politik desteğini almanın ve bu örgütlerin biriktirdiği sermaye gücünü doğrudan kontrol etmenin bir yolu olarak görülüyor. AKP iktidarı, siyaseti elinde tuttuğu devlet gücüyle yeniden belirlemeye çalışırken yalnzıca AKP karşıtı muhalefeti sindirmeyi değil, kendisine mesafeli İslamcı odakların bu mesafesini de ortadan kaldırmayı amaçlıyor.
Süleymancılar Neden Hedef Alındı?
“Alihan Kuriş Suç Örgütü” adı altında düzenlenen operasyonda Süleymancıların tarikat kimliğine değil, mal varlığına yönelik soruşturma başlatıldı. Suç örgütü denilen yapı, aslında AKP iktidarı döneminde örgütlenme kanalları bulmuş ve zenginleşmiş Süleymancılardan başkası değil. Siyasi bağlantıları ve örgütlenme ağlarıyla oluşturdukları çıkar ağıyla zenginleşen Süleymancılar, holdingleşmiş İslamcı örgütlerden yalnızca biri. Holdingleşme, geçtiğimiz yıl Menzil tarikatı içindeki iktidar kavgasında da açıkça görüldüğü gibi, tarikatların kapitalist sömürü ilişkilerinin bir parçası olurken geçtikleri bir aşama. Bu aşamada tarikatlar yalnızca birer kapalı dini topluluk veya devlet tarafından anti-kapitalist mücadeleleri bastırmak için kullanılan birer aparat olmaktan çıkıp, büyük bir sermaye birikimiyle kendileri başlı başına güç hâline gelmektedir.
Operasyonun hedefinin “suç örgütü” olarak lanse edilmesinin sebebi, AKP yargısının bu operasyonun gericiliğe karşı yapılmadığını vurgulama isteğidir. Gericilikle bir derdi olmayan AKP iktidarı, Aladağ’da Süleymancıların kız öğrenci yurdunda 11’i öğrenci 12 kişi yanarak hayatını kaybederken sorumluları korudu. Süleymancılar, diğer tarikatlar gibi, şimdi usulsüz olduğu iddia edilen servet birikimini iktidarın koruması altında yarattı. Ancak AKP’nin doğrudan parçası olmaması, hatta ona mesafeli durması, Süleymancıları AKP’nin hedefi hâline getirdi. Ellerinde tuttukları servet ve kontrol ettikleri kitle, bu tarikatı iktidarın doğrudan kontrol etme arzusunun hedefi hâline getirdi.
Furkan Vakfı Sürece Nasıl Dahil Edildi?
Dediğimiz gibi, holdingleşen tarikatlar ve onların kirli sermaye ilişkileri, AKP Türkiye’sinde kapitalist birikimin ve İslamcı örgütlenmelerin gerçeğidir. Bu durumda, Süleymancıların şirketlerine yönelik girişilen ve şirketlere kayyum atanmasını da içeren bir operasyon, benzer operasyonların diğer tarikatlar için de geçerli olabileceğini gösterdi. Furkan Vakfı’nın lideri Alparslan Kuytul, Süleymancılara yönelik operasyonu eleştirmiş ve iktidarın “kayyum atamaya çok alıştığını” söylemişti. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral da Kuytul’u hedef göstermişti. Bunun ardından Adana merkezli bir İslamcı örgüt olan Furkan Vakfı’na yönelik de benzer bir “suç örgütü” operasyonu gerçekleştirildi.
Tıpkı Süleymancılar gibi, Furkan Vakfı’na yönelik gerçekleştirilen operasyon da gericiliğe ve bu örgütün radikal İslamcı ağı güçlendiren çalışmalarına karşı yapılmadı. İktidarın kayyum politikasını eleştirmesi, Alparslan Kuytul’u da politikleşmiş yargının hedefi hâline getirdi. Alparslan Kuytul’un tutuklanması, onun AKP’nin kayyum rejimine karşı yönelttiği açık eleştirinin sonucudur. Bu operasyonla AKP, kendi seçmen tabanını bölme potansiyeli olan İslamcı örgütleri de tehdit etmiş oldu.
Tarikatlar İktidar Karşısında Dostumuz mu?
Süleymancılara ve Furkan Vakfı’na yönelik operasyonlarla AKP, önümüzdeki yıl yapmayı planladığı seçimde örgütlü İslamcı tabanın ve onun etki alanındaki toplumsal ağın tamamının desteğini almak istiyor. Bu uğurda, dilinden düşürmediği 28 Şubatçıların yaptıklarından daha ağırını yapabilecek devlet gücüne sahip olduğunu gösteriyor. Ancak bu operasyonları gericiliğe karşı değil, bu tarikatların sahip olduğu gücü kontrol etmek üzere gerçekleştiriyor.
Bu operasyonlar, AKP’nin kendi iktidarını merkezileştirme ve kendi tabanı içinde dağıtıcı etkisi olabilecek İslamcı örgütleri yönetme arayışının sonucudur. Böylelikle iktidar, AKP karşıtı düzen muhalefetine ve devrimcilere karşı faşist baskıyı yükseltirken, kendi cenahında güç ilişkilerini de kendi çıkarını koruyacak şekilde yeniden düzenlemeye çalışıyor.
Geçmişte 28 Şubat’ta tarikatlara “ayar veren” kliğe karşı AKP uzun yıllar liberallerin başını çektiği kesimler tarafından desteklenmişti. Devrimciler, geçmişte de tarikatların yanında durmayı reddetmişti. Tarikatlar işçi ve emekçilerin, devrimci ilerici hareketin hiçbir zaman dostu olmadı. Tüm Türkiye tarihinde emekçileri sömüren iktidarları doğrudan destekledikleri ve bu iktidarlar sayesinde zenginleştiler. İşçi eylemlerine, devrimcilere yönelik saldırılarda da tarikatlar ve cemaatler kullanıldı.
Tarikat karanlığına karşı da AKP faşizmine karşı da devrimci mücadeleyi büyüteceğiz.
KIZIL PARTİ MERKEZ KOMİTESİ


