6 Mayıs… 1972’de Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan cuntacıların emriyle, faşistlerin sevinç naraları arasında idam edildi. İdam edilmelerinin 54. yılında Üç Fidan hâlâ yaşıyor, emekçi halkların ortak yaşam umudunun ve direnişin sembolü olmayı sürdürüyor. Deniz Gezmiş ve arkadaşları bugün nice gencin devrimci mücadeleyle tanışmasına ve dünyayı değiştirecek bir iradeyle mücadeleye atılmasına hâlâ vesile oluyor. Bu ülkenin devrimcileri olarak bizler, Üç Fidan’ı en derin devrimci duygularımızla anıyor ve mücadelemizin içinde, devrimci bir coşkuyla atan yüreğimizde yaşatıyoruz.
Deniz Gezmiş ve arkadaşları, 68 kuşağının diğer önderleri gibi, Kemalizmin yurtsever ve halkçı yorumlarını benimseyerek mücadelenin içine atılmış, 27 Mayıs’ın ardından oluşan göreli anayasal özgürlük ortamında sosyalist hareketin yaygınlaşmasıyla öğrenci gençliğin mücadelesi, sosyalist bir kulvarda kitleselleşerek büyümeye devam etmiştir. Samsun’a yapılan “Mustafa Kemal Yürüyüşü”, sosyalist harekette ulusalcılığı güçlendiren ve “bayrağa saygı” gibi söylemlerle ulusal sembolleri sorgusuz kabul eden eğilimlerce ön plana çıkarılsa da, Üç Fidan’ın mücadelesi de diğer devrimci önderlerin duruşu da yaşamları ve mücadeleleri içindeki gelişimleri göz ardı edilerek değerlendirilemez.
Deniz Gezmiş ve arkadaşları, darağacına gittiklerinde artık Marksizm-Leninizmi benimsemiş, Türk ve Kürt halklarının kardeşliği için mücadele ederek emperyalizmden bağımsız bir ülkenin yolunun işçilerin ve köylülerin mücadelesinden geçtiğini savunmuşlardı. Tarihteki pek çok başka devrimci figür gibi azizleştirilmeye çalışılsa da Deniz Gezmiş ve arkadaşları yaşayan, tarihten ve mücadelesinden öğrenen, kapitalist iktidarı yıkmak için silahlı mücadele dahil farklı yöntemleri benimsemiş devrimcilerdi. Bugüne bıraktıkları miras da tam olarak bu arayışçı ve dönüşmekten korkmayan devrimci iradedir.
NATO’ya Karşı Mücadele Devrimci Geleneğin Ayrılmaz Bir Parçası
68 Kuşağı, zaten kapitalist-emperyalist sistemin bir parçası olan Türkiye’nin empeyalizme entegrasyonunda farklı bir aşamaya geçilen Soğuk Savaş döneminde politikleşti. Bir montajcı sanayi ülkesi hâline gelen Türkiye’de bu dönemde, uluslararası tekellerin malları iç pazarda yaygınlaşırken ülke çapında işçileşme ve kentleşme de şiddetli bir hızla büyümekteydi. Amerikan markalarını da içeren uluslararası tekellerin 60’lı yıllarda yükselen işçi sınıfı mücadelesiyle hissettiği tehditle toplumdaki Amerikan karşıtlığı eş zamanlı büyüdü.
Aynı dönemde Türkiye, Sovyetler Birliği’ne karşı geliştirilen anti-komünist haçlı seferinde sınır karakolu olarak görev aldı. 1952’de Kore Savaşı’na asker göndererek NATO’nun bir parçası olan Türkiye, NATO güçleri tarafından üs olarak kullanılmaya başladı. Türkiye’de devrimci öğrenci hareketi, NATO karşıtı eylemlerde devletle karşı karşıya geldi, radikalleşti. Deniz Gezmiş, tarihimizin en ikonik eylemlerinden birini gerçekleştirerek 6. Filo askerlerini denize döken devrimcilerin önderlerindendi.
Bugün Denizleri “terörist” diye gençlerin hafızasından silmeye çalışan sağcı ve faşist siyasetçiler, 6. Filo’yu kıble bellemişlerdi. Ülkemizde bugün yaşadığımız karanlığın mimarlarından olan İsmail Kahraman gibi isimler, “NATO defol!” diyen devrimcilere karşı katliam çağrısı yapanlar arasındaydı.
NATO karşıtı mücadelede mayalanan devrimci hareketimiz, bugün de gerekeni yapacak ve temmuzda ülkemizi ziyaret edecek NATO’yu defedecektir!
ODTÜ’deki Faşistleri, Kanlı Pazar’dan Tanıyoruz!
NATO ve emperyalizm karşıtı damar öğrenci gençlik arasında güçlendikçe devletin saldırıları da şiddetlendi. NATO’nun anti-komünist iç savaş aygıtı olarak örgütlenen Milli Türk Talebe Birliği, Komünizmle Mücadele Derneği gibi yapılar desteklendi. Devlet, Denizlerin 6. Filo askerlerini denize dökmesinin intikamını, İTÜ yurdunda 68 kuşağının ilk şehidi sayılan Vedat Demircioğlu’nu pencereden atarak katleden polis saldırısında aldı.
1969 Şubat’ında 6. Filo’ya karşı namaz kılan gericilerin ve faşistlerin ortaklığında Kanlı Pazar örgütlendi. İki öğrencinin katledilmesiyle sonuçlanan Kanlı Pazar’ın örgütleyicisi faşist ve dinci hareketler, karşı devrimci kontrgerilla hareketleri olarak devletin ve NATO’nun desteğiyle büyütülmüştür.
Devletin devrimcilere karşı kontrgerilla yöntemleriyle örgütlediği saldırılar, bugün de devam ediyor. Bu saldırıların son örneği, 6 Mayıs’ın yıldönümünde Devrim Stadyumu’nda gerçekleştirilen şenlikte bir araya gelen öğrencilere, Zafer Partisi ile ilişkili faşist grupların saldırması oldu. Devrimciler NATO zirvesinin bu kadar yaklaştığı bir zamanda NATO’ya karşı mücadele çağrısı yaparken faşistler, devrimcilere saldırarak tarihsel rollerini yerine getiriyor, NATO’yu ve emperyalist sistemi koruyor.
ODTÜ’de faşistleri kampüslerinden kovan öğrenciler, ev baskınlarıyla gözaltına alındı. Aynı zamanda, İstiklal Kadın Hareketi gibi görevi kadın hareketini bölmek olan operasyon aparatlarının öncülüğünde faşistler, “terör” söylemini kendisine kalkan yapmaya çalıştı. Ancak devrimciler, üniversite öğrencileri ve tüm demokratik toplum kesimleri bu faşistleri Denizlerden beri çok iyi tanıyor, kampüslerde faşist örgütlenmeye karşı mücadeleyi büyütüyor.
Faşist ve gerici örgütlenmeler, geçmişte olduğu gibi bugün de devletin devrimcilere ve hak mücadelesi veren tüm kesimlere karşı kullandığı kullanışlı kontrgerilla aparatları olarak varlık gösteriyor. Zafer Partisi gibi sözde muhalif görünen faşist aparatlar, geçmişte olduğu gibi bugün de her türlü ilerici mücadeleye karşı devrimcileri, göçmenleri, kadınları, Kürtleri hedef gösteriyor, egemenleri koruyor.
Denizlerden bugüne NATO’ya ve emperyalizme karşı eşitlik ve özgürlük mücadelesini büyüten devrimcilerin, Kanlı Pazar’dan ODTÜ’ye kapitalist devletin ve emperyalizmin tasmalı aparatı olarak görev alan faşistlerle kavgası sürüyor!
Faşistlerin tüm çabalarına karşı devrimciler NATO’ya karşı mücadeleyi de halkların eşitlik ve özgürlük kavgasını da büyütecek!
Denizlerin idam sehpasında söylediği sözleri bugün tekrarlıyoruz:
Yaşasın Türk ve Kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi!
Kahrolsun emperyalizm!
Yaşasın işçiler, köylüler!
KIZIL PARTİ MERKEZ KOMİTESİ


