Emperyalist barbarlığın temsilcileri huzur içinde yeni savaş planlarını yapabilsin diye Ankara başta olmak üzere birçok ilde 4 binin üzerinde kişinin gözaltına alındığı, 200’den fazla yurttaşın tutuklandığı NATO zirvesi geride kaldı. Sosyalistleri yaygın tutuklamalarla baskı altına almaya çalışan Erdoğan iktidarı, ABD Başkanı Trump’ı ise kırmızı halıyla karşıladı.
7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinde savaşa aktarılacak milyarlarca dolarlık kaynak ve savaş örgütü NATO’nun yayılması için kurulacak işbirlikleri karara bağlandı.
Zirvenin sonucu gösteriyor ki emperyalist barbarlık, emekçilerin yaşamından çalarak, onları yoksullaştırarak ve katlederek kendi tahakkümünü dayatmaya ve büyütmeye çalışacak. Bu yayılmanın yolu ise savaş sanayisini büyütmek için aktarılacak ve yapay zekâ başta olmak üzere askeri teknolojilerin üretimini elinde tutan patronları zenginleştirecek büyük bir sermaye transferinden, Rusya’ya karşı bir silah olarak Ukrayna’ya verilecek onlarca milyar dolar değerinde hibeden ve Ortadoğu’da Türkiye’nin desteğinden geçiyor.
50 Milyar Dolarlık Silah Anlaşması Yapıldı
Zirvede imzalanan anlaşmalar doğrultusunda, Türkiye’nin de dahil olduğu NATO üyesi ülkeler arasında savaş sanayisi yatırımlarını ve ortak üretim kapasitesini artırmak için 50 milyar dolar değerinde tedarik sağlanacak. Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan ortaklık anlaşması da NATO’da kurulan işbirliklerinden biriydi. Savaş teknolojilerinden istihbarat paylaşımına uzanan bu anlaşma, Türkiye’de izleme ve denetleme teknolojilerinin daha da baskıcı hâle geleceği bir yolu açacaktır.
Bu anlaşmalar yoluyla ABD, NATO’ya sağladığı finansmanın yükünü üye ülkeler arasında paylaştırmayı ve Amerikan silah tekellerinin yatırım ve ticaret yapacağı yeni alanların yaratılmasını sağlamayı amaçlıyor. NATO üyesi ülkeler, geçtiğimiz yıl Lahey’de verdikleri gayrisafi yurti içi hasılalarının (GSYİH) yüzde beşini savaş sanayisine aktarma tahhütlerini yerine getirmek için somut adımlar atmış oldular.
Kullanışlı Figüran Ukrayna
Avrupa ülkeleri ve Kanada, 2026’da ve 2027’de Ukrayna’ya yılda en az 80 milyar dolar hibe edecekler. Bu hibe askeri ekipman, eğitim ve donanım yardımı biçiminde gerçekleşecek. Emperyalistler, böylece Rusya’yı dört yılı aşkın süredir neredeyse etkisiz hâle getiren savaşın devam etmesini sağlamayı amaçlıyor.
Ukrayna’nın NATO’ya girmesi artık emperyalist devletler tarafından dillendirilmiyor. Zelensky başta olmak üzere Ukraynalı işbirlikçilerin de bu talebi artık daha zayıf. Savaş süresince nüfusunun önemli bir bölümünü kaybeden Ukrayna’da küçük bir azınlık, sırtını ABD’ye dayayarak ülkesini emperyalizme satmanın derdinde. Bu hibe, Ukrayna’nın sadık bir figüran olması sebebiyle ona verilen bir ödül, NATO’nun ise etki alanını genişletmek için Rusya’yı baskı altında tutmak adına ödediği diyet.
CAATSA Yaptırımları, Türkiye’nin F-35 Israrı
Erdoğan, Trump’ı havalimanında bizzat kendisi karşıladı. Bir dediğini iki etmediği “dostu” ile basın toplantısı düzenleyen Erdoğan’ın isteği, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın aldığı için uygulanan CAATSA (Amerika’nın Hasımlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası) yaptırımlarının kaldırılması ve Türkiye’nin de ortağı olduğu F-35 programına yeniden katılmasına izin verilmesi.
Trump, yaptırımların kaldırılabileceğini ve F-35 jetleri için Türkiye’nin programa yeniden dahil edilebileceğini söyledi. ABD Kongresi’nin Trump’ın bu söylemine destek vererek yaptırımlara son verilmesini kabul etmesi zor görünse de daha dikkat çekici olan, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Trump’ın sözlerine vakit kaybetmeden karşı çıkmasıydı. Türkiye’nin F-35 uçaklarına sahip olmasına karşı çıkan Netanyahu’nun bu tepkisi ve Türkiye’nin ısrarı, bölgede ABD’nin birincil ortağının kim olacağına ilişkin bir bölgesel hegemonya kavgasının yansımasıdır.
Zirve Sürerken ABD İran’a Saldırdı
ABD Başkanı Trump, zirve sürerken İranlı yöneticileri “hasta” ve “pislik” olarak nitelendirdi ve Hürmüz Boğazı’nda İran’ın egemenliğini tanımayarak İran’a yeniden saldırının ateşini fitilledi. Barış anlaşmasının koşullarının tartışılması için ilan edilen ateşkes ise böylece bozulmuş oldu.
ABD, İran’a diş geçiremediğini açıkça kabul ettiği bir anlaşmadan çekilmenin ve bir zafer anlatısını inşa etmenin yolunu ararken, bölgede savaşı giderek daha fazla derinleştiriyor. İran medeniyetine ve İranlı yöneticilere karşı ırkçılığa varan yorumlarda bulunan Trump, diz çöktüremediği İran’da bataklığa daha fazla batıyor. NATO zirvesinde her ne kadar Amerikan ordusunun yenilmezliğinden ve açık ara en donanımlı ordu olduğundan bahsetse de Trump, Avrupalı müttefiklerine “bizi yalnız bıraktınız” diye sitem ederken, İran’a diş geçiremediğini kabul ediyor ve bu bataklıktan onu kurtarmaları için işbirlikçilerine yalvarıyor.
Komünistler Hâlâ Bu Düzene Karşı En Büyük Tehdit
Trump, ABD’nin 250. kuruluş yıldönümünde de NATO zirvesinde de komünistlere fazlaca laf söyledi. New York’ta Demokratik Sosyalist Mamdani’nin politik etkisi, DSA’nın (Amerika Demokratik Sosyalistleri) 120 bin üyeyi aşarak ABD tarihindeki en büyük sosyalist örgüt olması ve ülke çapında büyüyen anti-faşist hareket, egemenleri korkutuyor. İki partili Amerikan sisteminde rakibi olan demokratlara komünistlere alan açtığı için kızan Trump, komünistleri ise “sefil” olarak nitelendiriyor.
Trump biliyor ki emperyalist bezirganlığa karşı en büyük tehdit, hâlâ komünistler. Bu yüzden en ılımlı eşitlik talebini dahi şiddetle ve ürpertiyle karşılıyor. Devrimci bir stratejiden yoksun olsa da ABD’de büyüyen sosyalist damar, emekçilerin yaşamından çalınarak savaşa harcanan milyarların karşısında en büyük tehdit.
Milyonlarca Amerikalıyı yoksulluğa iten, dünya çapında emekçi halklara karşı katliamlar örgütleyen emperyalizmin komünizme “sefil” diyecek ehliyeti yoktur. Komünistlerin ise dünyayı emperyalist barbarlıktan kurtarma görevi vardır. Barbarlara karşı kızıl şafakları kazanacağız!
KIZIL PARTİ MERKEZ KOMİTESİ


